Boşanma, çoğu insanın hayatında yaşadığı en sarsıcı deneyimlerden biridir. Bir ilişki sona erdiğinde, sadece bir evlilik bitmez; aynı zamanda kendinize dair bildikleriniz, kimliğiniz ve geleceğe dair tüm planlarınız da sorgulanmaya başlar. Peki ya bu yıkılışın içinden kendinizi yeniden bulmak mümkün olsa?
Bu yazıyı, danışmanlık odasında yıllardır boşanma süreci yaşayan bireylerle çalışırken edindiğim gözlemlerden ve mesleki deneyimlerimden yola çıkarak yazıyorum. Boşanma sadece bir kayıp değil, aynı zamanda derin bir kendinle yüzleşme ve dönüşüm fırsatıdır.
Boşanma sürecinde en sık duyduğum cümlelerden biri şudur: "Kendimi kaybettim." Bu ifade boş bir klişe değildir. Evlilik içinde zamanla eşinize, ailenize ve rollerinize o kadar bağlanırsınız ki bireysel kimliğiniz arka plana düşer. Boşanma gerçekleştikten sonra geriye baktığınızda, aynada tanımadığınız biriyle karşılaşabilirsiniz.
Bu korkutucu bir deneyimdir. Ama aynı zamanda, belki de yıllardır ertelediğiniz bir soruyla yüzleşme zamanıdır: "Ben aslında kimim?"
Boşanmanın ilk dönemlerinde yoğun bir duygusal fırtına yaşanır. Yas, öfke, korku, şaşkınlık ve inanamama iç içe geçer. Ancak burada çok önemli bir nokta var: Bu duyguların yoğunluğu geçicidir. İçinizdeki doğal iyileşme mekanizması, zamanla dengeye dönmenizi sağlar — eğer ona izin verirseniz.
İşte tam da burada, birçok insanın tuzağa düştüğü bir nokta var: Duyguyu hissetmekten kaçmak. Oysa iyileşmenin yolu, acıdan kaçmak değil, onun içinden geçmektir.
Bunu bedensel bir yaklaşımla açıklamak isterim. Yoğun bir duyguya kapıldığınızda, zihniniz hemen bir hikâye üretmeye başlar: "O bana bunu yaptı", "Hep ben hata yaptım", "Artık kimse beni sevmez." Bu düşünceler duyguyu besler ve sizi bir sarmal içine çeker. Bunun yerine, duyguların bedeninizdeki karşılığına dikkat etmeyi deneyin. Göğsünüzdeki sıkışma, midenizde bir düğüm, omuzlarınızdaki gerilim... Bu hisleri etiketlemeden, yargılamadan sadece fark edin. İlginç bir şekilde, bu duygular hareket etmeye ve zamanla çözülmeye başlar.
Bizi batıran duyguların kendisi değil, onlara yapıştırdığımız hikâyelerdir.
Boşanma sürecinde en güçlü dönüşüm araçlarından biri de hikâyenizi bırakmaktır. Bu, yaşadıklarınızı inkâr etmek demek değildir. Ama kendinizi sürekli aynı hikâyeyi anlatırken buluyorsanız, bu hikâye artık sizi iyileştirmiyor olabilir. Acının kimliğiniz haline gelmesine izin vermemek, bilinçli bir seçimdir.
Peki pratikte ne yapabilirsiniz?
- Duygularınızı hissedin ama hikâyeye kapılmayın. Bedeninize inin, fiziksel hisleri fark edin ve yargılamadan gözlemleyin.
- İyileşmeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçin. İyileşmenin kendi zamanı vardır.
- Kendinize şefkat gösterin. Bir arkadaşınız aynı şeyi yaşasa ona ne söylerdiniz? Aynı şefkati kendinize de gösterin.
- Yeni deneyimlere açık olun. Eskiden yapmak isteyip de edemediğiniz şeyleri keşfetme zamanı geldi.
- Gerektiğinde profesyonel destek alın. Yardım istemek cesaretin ta kendisidir.
Boşanma bir son gibi görünür. Ama aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısını aralar. Siz kırılmış değilsiniz. Dönüşüyorsunuz.
Pozitif Akademi Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi olarak Samsun'da, boşanma sürecinde kendinizi yeniden keşfetmeniz için bireysel danışmanlık ve psikoterapi hizmeti sunuyoruz. Bu yolculukta yalnız değilsiniz — profesyonel destekle içinizdeki gücü yeniden bulmak mümkün. Bize ulaşın, birlikte yol alalım.



